kısa yollar Giriş
icon
icon
Kardeşlik Hukuku

kardeslik-hukuku

Yeni söylemler, akımlar, modalar “din kardeşi” sözünü gözden düşürmüşe benziyor.Allah’ın kardeş kıldığı insanlar birbirinin nesi olduğunu unutuyor.Başka aidiyetlerin sahte cilasına gönül veriyor.Müslüman, tarihin hiçbir devrinde, hiçbir yerde Müslümanlığını göz ardı ederek huzur bulmadı.Müslüman, kardeşini hor hakir görerek izzete kavuşmadı. Hz. Peygamber s.a.v. insanları İslâm’a davet etmeye başladığında, öne çıkardığı en temel ilkelerden birisi, soyuna sopuna, ırkına kabilesine hiç önem vermeden inananların kardeş olduğunu beyan etmesidir.
Bilâl Elbette Habeşli, Selman İranlıdır.Fakat ne onlar bu nisbetlerinden dolayı övünmüş veya yerinmiş, ne de diğer müslümanlar bu aidiyetlerin kullanılmasından dolayı birlik ve beraberliklerine zarar geldiğini düşünmüşlerdir. Çünkü bütün bunların üstünde “iman” gibi bir kardeşlik bağları vardır.

KÖKENCİLİK YAPANIN YERİ
Allah Rasulüs.a.v. buyurdu ki: – Asabiyetçiliğe (kökenciliğe, ırkçılığa) çağıran bizden değildir. Asabiyetçilik için savaşan bizden değildir. Asabiyetçilik üzere ölen bizden değildir.” (Ebu Davud)
Aynı hadis-i şerifi, sözleri biraz değişik olarak İmam Müslim, İbnMâce ve Nesâîrh.a. de şöyle rivayet etmiştir: “Kim körü körüne çekilmiş bir bayrak altında, asabiyetçiliğe (kökenciliğe, ırkçılığa) çağırırken yahut yardım ederken öldürülürse, bu bir cahiliye ölümüdür.”

EFENDİMİZİN KARDEŞLERİYİZ
Kendisine yetişemeyen, kendisini göremeyen ümmetini “kardeş” olarak kabul etmiştir.
Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: Peygamberimiz (s.a.v), bir gün kabristana geldi ve
– Allah’ın selâmı üzerinize olsun ey mü’minler yurdu! Biz inşaallah size kavuşacağız. Ama kardeşlerimizi görmeyi temenni ederdim, dedi. Ashab-ı Kiram:
– Biz senin kardeşlerin değil miyiz ya Resûlallah? dediler. Resûlullah (s.a.v) şöyle cevap verdi:
-Sizler benim ashabımsınız, “kardeşlerimiz” ise henüz dünyaya gelmeyenlerdir. Onlar beni görmeden bana inananlardır”. (Müslim: Taharet 39; Nesaî: Taharet 109; İbnMace: Zühd 36; Malik, Muvatta: Taharet 38).

KARDEŞLİK: FEDAKÂRLIK VE PAYLAŞMADIR
Kardeşini kendi nefsine tercih konusunda Hz. Peygamber (s.a.v) bakın bize nasıl örnek oluyor:
Allah Rasulü(s.a.v) bir defasında, sahabilerden biri ile misvak ağacından iki misvak yaptı. Misvaklardan birisi eğri, diğeri düz ve daha güzel idi. Peygamberimiz (s.a.v) misvakın güzel ve doğru olanını arkadaşına, eğri olanı da kendisine ayırdı. Sahabi: “Bu güzel misvak size yakışır ya Rasulallah!” deyince Peygamberimiz (s.a.v): “Bir saat de olsa bir kimse ile arkadaşlık edene, arkadaşlık hakkına riayet edip etmediği sorulur.” buyurdular. Aralarındaki kardeşlik ve dostluğun dünya işleriyle gölgelenmediği zamanlarda, müminler birbirlerini arar sorar, türlü vesilelerle sık sık ziyaret ederlerdi. Sıla-i rahimde bulunmak ihmal edilemez bir vazifeydi onlar için. Sırf Allah Tealâ’nın rızasını kazanmak ümidiyle bir arada olmayı istediklerinden, gelen hoş gelir, safa getirir; hoşluk ve safa bulurdu.

kardeslik-hukuku1

SAHABE KARDEŞLİĞİ NASIL YAŞADI?
Mekkeli muhacirler, Medine’ye hicret ettiklerinde Ensar onları evlerinde misafir edip ağırlamak için âdeta yarış etmişlerdir. Gelen muhacirleri aralarında paylaşamamışlar, bu değerli misafirleri evlerinde ağırlamak için aralarında kura çekmişlerdir. (Buharî: Menakıbu’l-Ensar 6). Her Medineli aile, bir muhaciri misafir etmişti. Ensarî Müslüman, Mekke’li muhacir kardeşini evine, işine, bağına, bahçesine ortak etmişti. Muhacir kardeşiyle birlikte çalışacak, elde edilen kazancı paylaşacaklardı. Medineli Ensar kullanmadıkları arazileri kendi arzularıyla Peygamberimize bağışlamışlar, Peygamberimiz de bu araziyi Muhacirler arasında paylaştırmıştı.

ONLAR KARDEŞLERİNİ TERCİH ETTİLER
“Yermük Savaşı Müslümanlar ile Bizanslılar arasında yapılan çok önemli bir savaştır. Mücahitlerimizin ibretli anılarıyla doludur. Anlatılanlar akıllardan çıkmadığı gibi gönüllerde de büyük izler bırakmıştır. İşte bu örneklerden biri de Yermük Savaşı’na katılan üç büyük sahabinin örnek davranışlarıdır. Haris b. Hişam, İkrime ve Ayyaş ismindeki mübarek sahabeler (Allah onlardan razı olsun) savaşta öyle çok mızrak ve ok yarası alırlar ki kızgın kumların üzerine bedenleri düşüverir. O sırada Haris b. Hişam’ın su isteyen sesi duyulur. Askerlerden biri ona su götürürken ok yaralarından vücudu delik deşik olan İkrime’yi görür. İkrime, “su” diye sayıklamaktadır. Bu durumu gören Haris b. Hişam, askere suyu İkrime’ye vermesini işaret eder. İkrime de suyu alırken yaralar içinde kıvranan Ayyaş’ın suya doğru baktığını görür. Bu sefer de İkrime suyu Ayyaş’a vermesini işaret eder. Elinde su kırbası bulunan askerbu defa Ayyaş’ın yanına gitmek için yönelir. Ancak yanına varır varmaz onun şehit olduğunu görür. Bunun üzerineİkrime’ye doğru koşar. Onun yanına varınca bir de bakar ki o da şehit olmuş. Hemen gerisin geriHaris’e koşar. Fakat onun da şehadet şerbetini içtiğine şahit olur.” Üçü de aynı gün o sudan bir yudum dahi içemeden şehit olurlar. İşte çok sıcak bir mevsimde, yorgun, bitkin ve ağır yaralı oldukları halde her biri bir diğer arkadaşını, din kardeşini kendisine tercih edecek kadar ahlaki güzelliğe erişmiş sahabenin durumu… Oysa her biri sudan birkaç yudum içip kardeşine verebilirdi. Ama onlar din kardeşlerini kendilerine tercih etme gibi üstün İslâmî bir kişiliğe sahip idiler. Rabbim şefaatlerine nail eylesin.

Yazı admin Tarafından 14.06.2016 Tarih, Saat 2:26 ‘de Eklendi.

FacebookPaylaş
Yorum Yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*